National
Geographic Amerika'nın Ekim-Kasım özel sayısında, dünyada ölmeden önce
görülmesi gereken 50 yer arasında Lykia bölgesi de yer aldı. 5.5 milyon
tirajı olan dergi, Marmaris-Antalya arasındaki bölgeyi 'Tanrıların
Toprakları' başlığıyla okuyucularına tanıttı.
National Geographic Amerika baskısının her on yılda bir yayınladığı
‘Places Of A Lifetime' (Ölmeden Görülmesi Gereken Yerler) özel ekinin
Ekim-Kasım 2009 sayısında Marmaris ve Antalya arasındaki Akdeniz
kıyılarına yer verildi. Özel ekte, uzun yıllardır Kaş'ta yaşayan ressam
ve fotoğraf sanatçısı Aydın Çukurova'nın 'Tanrıların Toprakları'
başlıklı yazısıyla okuyuculara tanıtılan Lykia coğrafyası, dünyada
ölmeden önce görülmesi gereken 50 yer arasında gösterildi.
BÖLGE SOFİSTİKE YERLEŞİMLERLE DOLU
Derginin özel sayısı için hazırladığı yazıda Lykia coğrafyasını
anlatan Aydın Çukurova, bölgenin ölmeden önce görülmesi gereken 50 yer
arasında olmasının nedenini şu sözlerle anlatıyor: 'Burası tanrıların
ve tanrıçaların toprakları, Gün Işığı Tanrısı Apollon'un efsanevi doğum
yeri. Turkuaz sularıyla her bir metrekaresi, art arda pek çok uygarlığa
ev sahipliği yapmış bu güzel coğrafya. Truva ile ittifak yapıp
demokratik ilkeler üzerine kurulu ilk şehir federasyonunu inşa eden
antik Lykialılarca yapılan sofistike yerleşim yerleri ile dolu.'
SALMAN RÜŞDÜ VE KRALİÇE NUR ÜLKELERİNİ ANLATMIŞTI
Aylık 5,5 milyon adet basılan derginin 1999 yılındaki ilk sayısında,
ünlü yazar Salman Rüşdi Tac Mahal'i, Paulo Coelho ise Rio De Jenerio'yu
yazılarıyla tanıtırken, Ürdün'deki ünlü Petra antik kenti de Ürdün
kraliçesi Nur'un kaleminden meraklı gezginlere aktarılmıştı.
Marmaris-Antalya arasındaki bölgenin ölmeden önce görülmesi gereken 50
yer arasında anılmasının heyecan verici olduğunu belirten Aydın
Çukurova, 'eskiden beri kendimi hep buraya ait hissettim; içimde hep
Lykialı ruhu taşıdım' sözleriyle anlatıyor bölgeye olan tutkusunu.
GEÇMİŞ VE GELECEĞİN ORTASINDA
National Geographic okuyucuları için Marmaris ve Antalya arasındaki
bölgeyi kaleme alan Aydın Çukurova, bölgede yaşamayı seçme nedenini de
şöyle anlatıyor: ' Bu kıyılarda yaşamayı seçiyorum; güneşin, bu kıyı
şeridinde oluşturduğu özel yansımaları hayranlıkla izliyorum:
Günbatımında, her bir kaya, her bir yüzey griden sarıya, sarıdan da
derin kırmızıya döner; bu öyle bir aydınlanmadır ki 'Işık Ülkesi Lykia'
ismine ilham olmuştur. Burada, hem geçmişin hem de geleceğin tam
ortasındayım. Her bir köşe ayrıksı bir sürprizi açığa çıkartır, her bir
taş farklı bir zamanın hikâyesi anlatır. Yaptığım her bir gezide yeni
bir heyecan yaşar, yeni sesler duyar, yeni kokular alır, yeni renkler
görürüm. Her zaman, etrafımı saran bu köklü tarihe yansıyorken bulduğum
benliğimi, her seferinde yeniden keşfederim.'