NEDEN MATEMATİK ÖĞRENİYORUZ ?
Matematik
cok evreli bir bilimdir. Yayılma alanının ve derinliğinin sınırı
yoktur. Bilim ve teknolojide olduğu kadar günlük yaşamda da
vazgeçilmezdir. Çağlardan çağlara taşınan ulusal sınır tanımayan
görkemli, sağlam, güvenilir ve evrensel bir ekindir.
İnsanoğlu
varoluşundan beri korkuyla şüpheyle ve merakla evreni bilmeye ve doğaya
egemen olmaya çabalamıştır. Gizlerini bilmediği icin doğa olaylarinı,
yuzbinlerce yıl boyunca,ya korkuyla gözlemiş ya da bir kaos olarak
gormustur. Oysa evrenin mukemmeì bir duzeni vardir. Bugun ay ve güneş
tutulmalarından korkmuyor ve bu olayları basit aritmetik cebir ve
geometri bilgileri ile açıklayabiliyoruz. Işığın nasıl yayıldığını
biliyoruz. Barajlar kuruyor evlere fabrikalara enerji akıtıyoruz. Super
bilgisayarlar üretiyor ve onbinlerce kişinin onbinlerce yılda
bitiremeyeceği işlemleri saniyelerde yapıyoruz. Romantizmin başlıca
kaynağı olan aya ayak basıyoruz...
Bütün
bunları matematikle yapıyoruz. Matematik yalnızca çağdaş bilim ve
tekniğin temel aracı değildir... Tıp, sosyal, siyasal, ekonomik
bilimler v.b. matematiksel yöntemlere büyük ölçüde dayanmak zorundadır.
Kısaca,
matematik insan aklının yarattığı en büyük ortak değerdir. Evrenselliği
onun gücüdür. Çağları asarak bize ulasmıştır. Çağları aşarak yeni
kuşaklara ulaşacaktır. Büyüyerek, gelişerek, insanlığa hizmet edecek;
her zaman taze ve doğru kalacaktir.
Matematiğin
uygulanmadığı hiçbir teknik alan yoktur. Bunun yanında, matematiksel
olarak açıklanan büyük kuramlar arasında şunları örnekleyebiliriz :
1.Newton
Mekaniği, gözle görülen basit düşme olayından başlayarak, bugün, doğa
olaylarını açıklayan mükemmel fizik kuramını yaratmıştır. Newton
Mekaniği diye de adlandırılan bu kuramın koyduğu basit matematikseì
formüller sayesinde, dilerseniz, bir futbolcunun vurusuyla harekete
geçen bir topun yörüngesini, dilerseniz, günesin cekim etkisiyle
hareket eden bir gezegenin yörüngesini hesaplayabilirsiniz.
2.Büyük
olasilikla Aristo'nun görüşü olarak, kuyruklu yıldızlar 157· yılına dek
atmosferik bir olay olarak yorumlandı. 157· de Tycho Brahe, kuyruklu
yıldızların aydan cok daha uzakta olduklarinı gösterdi. Isaac Newton
onların güneş çevresinde birer yörünge çizdiklerini kanıtladı. İngiliz
matematikçisi Edmund Halley, 168² yılında gözlenen kuyruklu yıldızın
153± ve 160· yıllarında gözlenen kuyruklu yıldızla aynı olduğunu ve bu
yıldızın 175¸ de yeniden görüleceğini matematiksel olarak ispatladı.
Daha sonra, Halley kuyruklu yıldızı diye adlandırılan bu yıldız 198¶
yılında yeniden görüldü. Hatırlanacağı üzere, üniversite rasathaneleri
meraklılar için özeì gözlem seansları düzenlediler.
3.Bugün
sanki doğal bir enerji imişcesine kullandığımız elektrik doğrudan
doğruya matematikseì bir kuram olan Elektrik ve Magnetizma Kuramina
dayanmaktadir.
4.Çağimizin en onemli
bilimseì bulgularindan birisi sayilan Kuantum Fiziği bütünüyle soyut
matematiksel uzaylar icinde açıklanmıştır. Hatta, başlangıçta
Heisenberg'in Matris Mekaniği ve Schrodinger'in Dalga Mekaniği diye iki
farklı kural olarak ortaya çıkmıştır. Buna göre, örneğin, Işık Kuramı
Heisenberg'e göre parçacıklarla ifade edilmekte, Schrödinger'e göre
ışığın hareketi bir dalga hareketi olarak ifade edilmektedir. Her iki
kuram kendi içlerinde tutarlıdır ve her ikisi de deneysel sonuçlara
tamamen uyan kuramsal sonuçlar vermektedir. Daha sonra, bu iki kuramın
Hilbert Uzayları adını alan birer soyut matematiksel uzay içinde ifade
edilebildikleri ve bu iki uzayın eşyapılı olduğu kanıtlanmıştır.
Bunlardan ilki l2 ile gösterilen diziler uzayıdır. Ötekisi ise L2 ile
gösterilen fonksiyonlar uzayıdır. l2 nin öğelerinin L2 ye ait
fonksiyonların Fourier katsayıları olduğu kanıtlanınca, iki uzayın
eşdeğerliği ortaya çıkmış ve böylece bu iki önemli kuramın denkliği
belirlenmistir.