Anneler Günü, anneleri anmak ve onurlandırmak amacıyla tüm dünyada farklı zamanlarda kutlanan özel gün.
Anna
Jarvis in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma
günü, 1914 yılında Kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi.
Zamanla başka ülkelere de yayıldı.
Annelere
armağan edilen bu özel gün Türkiye de 1955 yılından bu yana
kutlanmaktadır. Türkiye de mayıs ayının ikinci pazar günü Anneler Günü
olarak kutlanır. Bu evrensel günde, Dünyada milyonlarca anne, çocukları
tarafından sevgi ve saygı ile anılır.
ANNE KALBİ Delikanlı, katı yürekli bir kızı sevmiş ve onunla evlenmek istemişti.Ancak kız,korkunç bir şart ileri sürerek: -Senin sevgini ölçmek istiyorum,dedi.Bunun için de köpeğime yedirmek üzere bana annenin kalbini getireceksin. Delikanlı,tüyler
ürperten bu teklif karşısında ne yapacağını şaşırmış ve uzun bir
tereddütten sonra hislerine mağlup olup annesini öldürmeye karar
vermişti.Annesi,belki de durumu farkettiği için oğluna
fazla direnmedi.Ve çocuk,annesini öldürerek kalbini bir mendile
koydu.Delikanlı,kızın isteğini yerine getirmiş olmanın heyecanıyla
yolda koşarken,ayağı bir taşa takıldı.Kendisi bir tarafa,mendil
içindeki kalp bir tarafa fırladı.Canının acısından,ağzından ister istemez"Ah anacığım!"sözleri döküldüğünde annesinin tozlara bulanan ve hala soğumamış olan kalbinden bir ses yükseldi: -Canım yavrum,bir yerin acıdı mı?
 Anneciğim Ak saçlı başını alıp eline, Kara hülyalara dal anneciğim! O titrek kalbini bahtın yeline, Bir ince tüy gibi sal anneciğim!
Sanma bir gün geçer bu karanlıklar, Gecenin ardında yine gece var; Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar, Yaşlı gözlerinle kal anneciğim!
Gözlerinde aksi bir derin hiçin, Kanadın yayılmış, çırpınmak için; Bu kış yolculuk var, diyorsa için, Beni de beraber al anneciğim!... NECİP FAZIL KISAKÜREK

Küçük
kız, kendini bildiği günden beri annesinden büyük bir şefkat görmüş ve
ondan duyduğu sözlerle, pamuk prensesten daha güzel olduğuna inanmıştı.
Ona göre; nur yüzlü ve badem gözlüydü. Bir tanecik yavrusuydu her
zaman. Ama ilk okula başlayınca işler değişti. Arkadaşları onun hiç de
güzel olmadığını, hatta çirkin bile sayıldığını söylemekteydi. Küçük
kız, ilk önceleri onlara inanmadı çünkü herkes birbirini kıskanıyordu.
Ama bir kaç yılda gerçeklerle yüzleşti. Annesinin bir pamuğa benzettiği
yüzü, çiçek bozuğu bir cilde sahipti. "Badem" dediği gözleri ise
şaşıydı. Vücudu da bir serviyi andırmıyordu. Demek ki, annesi onu aldatmış ve yıllar yılı çekinmeden yalan söylemişti. Genç
kızın anne sevgisi, kısa bir süre sonra nefrete dönüştü. Evlenme çağına
gelmiş olmasına rağmen yüzüne bakan yoktu. Üstelik de gözleri, bütün
tedavilere rağmen düzelmiyordu. Genç kız, doktorların gizlice yaptığı
konuşmalardan kör olacağını anladığında çılgına döndü ve kendisini hâlâ
çocukluk yıllarındaki ifadelerle seven annesinin bu yalanlarına
dayanamayıp evi terk etmeye karar verdi. Fakat annesi, uzak bir yerde
iş bulduğunu söyleyerek ondan önce davrandı ve kazandığı paraları bir
akrabasına gönderip, kızına bakmasını rica etti. Genç kız bir süre
sonra görmez oldu. Karanlık dünyasıyla baş başaydı. Bu arada annesini
hiç merak etmiyordu. Yalancıydı annesi, ölse bile bir kayıp sayılmazdı.
Bir gün doktorlar, uygun bir çift göz bulduklarını söyleyerek kızı
ameliyat ettiler.
Ancak o, gözünü açtığında yine aynı yüzü
görmekten korkuyordu. Fakat kör olmak zordu. En azından kimseye yük
olmazdı. Genç kız, ameliyat sonunda aynaya baktığında, müthiş bir
çığlık attı. Karşısında bir dünya güzeli vardı. Gerçekten de harika bir
kızdı gördüğü. yüzündeki bozukluklar tamamen kaybolmuştu. Çok kemerli
olan burnu düzelmis, kepçe kulakları normale dönmüş ve yaban otlarını
andıran saçları, dalga dalga olmuştu. Genç kız, yanındaki yaşlı doktora
sevinçle sarılarak: "Sanki yeniden dünyaya geldim!" dedi. "Yüzümde
hiçbir çirkinlik kalmamış, estetik ameliyatı siz mi yaptınız?" Yaşlı
doktor: "Böyle bir ameliyat yapmadık kızım!."diye gülümsedi. Annenin
bağışladığı gözleri taktık. Sen, onun gözünden gördün kendini!."
 Sivas ın Suşehri ilçesinde doğuştan özürlü oğlunu 36 yıldır, tuvalet ihtiyacı dâhil tüm ihtiyaçlarını gideren anne Sariye Soylu.
 Çin deki depremde enkaz altından çıkan bir anne ve yavrusu...
 Evin telefonu sabaha karşı üç buçukta çaldı. Uyku sersemi adam telefonu açtı. Telefondaki ses annesine aitti. Telaşlandı, korktu başlarına bir şey mi gelmişti? Annesi "nasılsın oğlum iyi misin?" diye sordu. Oğlu şaşkın bir ifadeyle "iyiyim anne hayırdır bir şey mi oldu siz iyi misiniz?" dedi. Annesi "biz iyiyiz bir şeyimiz yok sadece sesini duymak istedim" dedi. Oğlu da "anne bunun için mi aradın saat sabahın üç buçuğu yarın da konuşabilirdik" diyince annesi de "rahatsız mı ettim oğlum?" dedi. Oğlu "evet anne rahatsız ettin" diyince annesi "30 sene önce sen de beni bu saatte rahatsız etmiştin, doğum günün kutlu olsun" dedi."
|